Salı, Ağustos 27, 2019

26 Ağustos 2019

    Kamp yerine benzer bir yerdeydim. Gece vakti gökyüzünde rengarenk uçurtmalar, sanki iç içe geçmiş gibiydi. Hayranlıkla izliyordum. Özgür Beller adlı arkadaşımı gördüm. Bulunduğum, oturduğum yer, nehir içinde bir yerdeydi. Şırıl şırıl suyun akışı beni cennetteymiş gibi hissettiriyordu. Yattığım yeri sürekli değiştirdim ve bir kenardan suya düştüm. Akıntıya kapılmadım ve hiçbir şey olmamış gibi ilk yattığım yere geri döndüm. Sabah oldu, bu sefer o nehrin kenarındaki çayırlık bir alanda uyandım. Bu kez ortam değişmiş ve serin atmosfer yerini karlık, soğuk bir iklime bırakmıştı. Şaşırmadım. Ablam yanımdaydı ve dürbünle etrafı gözlüyordu. Önce uzaklarda bir yerlerde siyah bir otobüs gördü. Ben tam fotoğraf çekecekken otobüs kayboldu. Sonra çöp arabasının kenarından bir grup serseri gördü, ben yine kaçırdım. Akabinde çocuklar ellerindeki yastıklarla sataşmak için bize doğru geldiler. Tam bana vuracaklarını düşündüğüm zaman panikle yüzümü kapattım ve...

    Uyandım. Uyandığımda rüyayla eş zamanlı olarak yastığımı yüzüme kapatmıştım. Korkutucu değildi fakat ürktüm ve bir süre kendime gelemedim. Rüyanın olası kaynaklarına gelince... Doğrusu, ne Özgür Beller'in orada bulunmasına mantıklı bir açıklama getirebiliyorum, ne nehri ne de uçurtmaları. Anımsatacak bir şey bulamıyorum. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

8 Nisan 2026

    İlk rüyada kamp alanına benzer bir yerdeydim. İnce, pestile de benzer kurumuş etleri kare şeklinde kesiyordum ve içinden korkunç yaratık...