Dağlık bir arazideydim. Kafeterya, bilimevi gibi bir yapı varmış. Yapının kemerli girişinin iki yanında dikey kalın ahşap kaplamalar vardı. Oranın sorumlusu, inşaat mühendisi Serkan Doğanoğlu'nun eksiklerini yapıp yapmadığını sordu. Yanıt vermemişim. Girişin yatay motifte olması gerektiğini söyledi. Ben de Tuğçeleri arayarak istekleri ilettim. Tuğçenin yanında, 3 boyutu yapan kadın(ama şu anda çalışan Selda Ünübol değil) itiraz etmiş fakat istenileni fotoğraf olarak attığını gösterince ikna olmuş. Çalışan, mavi eskiz görünümünde bir üç boyut sunmuş dizüstü bilgisayarda. Her konuda uzlaşma sağlandıktan sonra herkes yapıdan ayrılırken ben hiçbir araç yahut servis olmadığı için yalnız başıma kalmışım.
Rüyanın muhtemel sebepleri şunlardı: kemerli yapının kaynağı, geçen günlerde Central Park'ta yer alan Naumburg Bandshell'di. Çünkü romanımda Naumburg sahnesiyle ilgili araştırma yapıyordum. Kemerli yapıyı betimlerken rüyama girmişti.
Tuğçenin, Serkan Doğanoğlu'nun ve idari yöneticilerin bulunduğu kısım; büyük ihtimal geçen yıllarda gittiğim Sinop Üniversitesindeki ihaleden kaynaklıydı. Gittiğim Su Ürünleri Fakültesi, yerleşim yeri olarak ıssız bir bölgede kalıyordu.
Yeni hikayeler için ilham verici olması anlamında faydalı olabileceği düşünülerek, gördüğüm/hatırladığım rüyalarla ilgili oluşturulan kişisel bir blog.
Cuma, Mart 30, 2018
Cuma, Mart 23, 2018
23 Mart 2018
Rüyanın ilk bölümünde Arda Turan ile Cenk Barcelona'da top koşturuyordu. Net hatırlamayorum o bölümü..
İkincisi Beşiktaş-Fenerbahçe derbisiydi. Yağmurlu havada oynanan maçta Beşiktaş'ın oyun üstünlüğü vardı. Fenerbahçe'de Volkan Demirel ile başka bir oyuncu kırmızı kart görmüştü. Gökhan Gönül sağ açıkta iyi bir performans sergiliyordu. Hatta maçın sonlarına doğru açılan ortaya çok düzgün vurmuştu. Maç 5-1 bitmişti. Aynı maçta Volkan'ın yerini alan muhtemelen savunma oyuncusu çok iyi kurtarışlar yapmıştı..
Rüyanın son bölümünde Tümev Dekor'a gittim. Orada Sabiha ile konuştum biraz. Sabiha ilgisiz göründü bana. Sonra oradan çıkıp bir kırtasiyeye gittim. Yazdığım kitabı ciltletmek için gitmiştim sanırım. Oradaki kız bana Çiftlik Bank mağduru olduğumu sandı çünkü kitabın kapağında renkli grafikler vardı. Oradan tekrar Tümev'e, Tuğçelerin yanına gittim. Mustafa Tüm'e iş olup olmadığını sordum. Sana göndeririz gibi bir şeyler söyledi.
Rüyaların muhtemel nedenlerine gelince.. Arda Turan ile Cenk, milli maç haberlerinden ötürü rüyadaydı. Derbi de malum kırmızı kartların olduğu Beşiktaş-Fenerbahçe kupa maçındandı. İyi kurtarışlar yapan kalecinin nedenini bilemiyorum. Sabihaların yanına uğramayı düşünüyordum ara ara. Muhtemelen ondandı görmem. Tuğçe'ye de romanımı tanıtmak için gitmeyi düşünüyordum gerçekte.
İkincisi Beşiktaş-Fenerbahçe derbisiydi. Yağmurlu havada oynanan maçta Beşiktaş'ın oyun üstünlüğü vardı. Fenerbahçe'de Volkan Demirel ile başka bir oyuncu kırmızı kart görmüştü. Gökhan Gönül sağ açıkta iyi bir performans sergiliyordu. Hatta maçın sonlarına doğru açılan ortaya çok düzgün vurmuştu. Maç 5-1 bitmişti. Aynı maçta Volkan'ın yerini alan muhtemelen savunma oyuncusu çok iyi kurtarışlar yapmıştı..
Rüyanın son bölümünde Tümev Dekor'a gittim. Orada Sabiha ile konuştum biraz. Sabiha ilgisiz göründü bana. Sonra oradan çıkıp bir kırtasiyeye gittim. Yazdığım kitabı ciltletmek için gitmiştim sanırım. Oradaki kız bana Çiftlik Bank mağduru olduğumu sandı çünkü kitabın kapağında renkli grafikler vardı. Oradan tekrar Tümev'e, Tuğçelerin yanına gittim. Mustafa Tüm'e iş olup olmadığını sordum. Sana göndeririz gibi bir şeyler söyledi.
Rüyaların muhtemel nedenlerine gelince.. Arda Turan ile Cenk, milli maç haberlerinden ötürü rüyadaydı. Derbi de malum kırmızı kartların olduğu Beşiktaş-Fenerbahçe kupa maçındandı. İyi kurtarışlar yapan kalecinin nedenini bilemiyorum. Sabihaların yanına uğramayı düşünüyordum ara ara. Muhtemelen ondandı görmem. Tuğçe'ye de romanımı tanıtmak için gitmeyi düşünüyordum gerçekte.
Cumartesi, Mart 10, 2018
10 Mart 2018
Karargah gibi, koordinasyon merkezi gibi bir yerdeydim. Ekranda dört nokta, onlara ateş açılıyordu. PKK'nın tuzağında dört asker şehit edilmiş. Teröristler bir propaganda videosu yapmış. Ondan sonra bir TV stüdyosu kan gölüne dönmüş adeta. Vileda gibi bir şeyle kanı temizlemeye çalışıyorlarmış. TSK, saldırıya karşılık vermiş ve tuzağı kuran teröristlerin imha edildiğini duyurmuş.
Rüyanın diğer bölümünde ise Dan Brown'un ana karakteri Robert Longdon vardı. Bir odada kadın bir tanıtımcıyla birlikte geziyormuş. Odanın bir bölümünde yerler satranç tahtasına benzerdi. Küçük figürler sehpaların üzerindeydi. Büyük sehpanın üzerinde ise dünya küresi vardı. Dünyada bir bölüm siyahtı. Kadın odayı tanıtırken Robert içinden 'Ben bu yere daha önce gelmiştim.' diyordu. Daha sonra bodrum kata inmiş Robert. Şantiye halindeki katta kolonlar yeni düzenleniyordu. Asansörün olduğu yere bakmış ve yüksekliği ile ilgili birini fırçalamış. Ardından yarısı banyo yarısı oda olan bir yere geçmiş. Orada binanın sahibinin kardeşi varmış. Eliyle ağzını kapatıp kablolu eski tip telefonda binanın sahibine her şeyin yolunda olduğunu söylemiş. Sonrasında yanında bulunan adam ona elindeki tükenmez kalem ile saldırmaya çalışmış. Boğuşmanın sonunda kalemin dışı sıyrılmış ve iç plastiği ortaya çıkmış. O iç plastiğin ucu ile adamın kaşını kesiyormuş. Çok ızdırap çekerek kör olmuş. O acı sahneyi görmeye dayanamayarak ben de uyandım.
Rüyanın olası nedenlerine gelince.. PKK'nın tuzağı, bundan bir hafta önce IŞİD'li teröristlerin Yemen'de Amerikan askerlerini pusuya düşürme görüntüleriyle benzerlik taşıyordu. O da teröristlerin bir propaganda videosuydu ve yabancı bir haber kanalı pusuyu grafiksel olarak anlatıyordu. Robert Longdon elbette son Başlangıç kitabındaki karakter. Ancak kalem sahnesi, satranç sahnesi, bodrum katta bir şeyler araması gibi şeyler için geçerli bir görüntü hatırlamıyorum.
Rüyanın diğer bölümünde ise Dan Brown'un ana karakteri Robert Longdon vardı. Bir odada kadın bir tanıtımcıyla birlikte geziyormuş. Odanın bir bölümünde yerler satranç tahtasına benzerdi. Küçük figürler sehpaların üzerindeydi. Büyük sehpanın üzerinde ise dünya küresi vardı. Dünyada bir bölüm siyahtı. Kadın odayı tanıtırken Robert içinden 'Ben bu yere daha önce gelmiştim.' diyordu. Daha sonra bodrum kata inmiş Robert. Şantiye halindeki katta kolonlar yeni düzenleniyordu. Asansörün olduğu yere bakmış ve yüksekliği ile ilgili birini fırçalamış. Ardından yarısı banyo yarısı oda olan bir yere geçmiş. Orada binanın sahibinin kardeşi varmış. Eliyle ağzını kapatıp kablolu eski tip telefonda binanın sahibine her şeyin yolunda olduğunu söylemiş. Sonrasında yanında bulunan adam ona elindeki tükenmez kalem ile saldırmaya çalışmış. Boğuşmanın sonunda kalemin dışı sıyrılmış ve iç plastiği ortaya çıkmış. O iç plastiğin ucu ile adamın kaşını kesiyormuş. Çok ızdırap çekerek kör olmuş. O acı sahneyi görmeye dayanamayarak ben de uyandım.
Rüyanın olası nedenlerine gelince.. PKK'nın tuzağı, bundan bir hafta önce IŞİD'li teröristlerin Yemen'de Amerikan askerlerini pusuya düşürme görüntüleriyle benzerlik taşıyordu. O da teröristlerin bir propaganda videosuydu ve yabancı bir haber kanalı pusuyu grafiksel olarak anlatıyordu. Robert Longdon elbette son Başlangıç kitabındaki karakter. Ancak kalem sahnesi, satranç sahnesi, bodrum katta bir şeyler araması gibi şeyler için geçerli bir görüntü hatırlamıyorum.
Cuma, Mart 09, 2018
9 mart 2018
Murat Bardakçı ve İlber Ortaylı ile eski bir katedrale benzeyen bir yere gitmişiz. Oranın tarihçi müdürü, bulunduğumuz yerin çok eski ve hatta neredeyse en eski yapı olduğunu söylüyormuş biraz övünerek. Bardakçı ise küçümser bir üslupta yanıt veriyormuş yaşlı ve bilgili görünen adama. Sonra hediyelik tişört gibi bir şeyler alıp eve dönmüşüz. Benim üstümdeki kırmızı tişörtü beğenmişler..
Rüyanın diğer bölümünde akrabalarla beraber bir cemiyete gidiyormuşuz. Babam amcaoğlu Murat'ın WV Passat'ını sürüyormuş. Anayolda hızını artıran babam, bir sokak girişini atlayıp yanlışlıkla yandaki kafenin yanına girmiş. Kafedekiler bize bakıyormuş. Babam Murat'ın söylenmeleriyle beraber geri gelip doğru yere sürmüş. Cemiyetin yakınında ahşap söveli yeni yapılar varmış. Murat Bardakçı gelmiş yine. Kahvehanenin içinden geçerken birileri maç sonucunu sormuşlar. Bardakçı da maçın bittiğini söylemiş. Soranların elinde ise koyu renkte bir kokteyle benzer bir şey varmış.
Bardakçı müze gibi bir yere girmiş. Sahnedeki kadın sunucu 'Dört tane yeni örnek insanımız var' demiş. Zarftan teker teker üçünü açıklamış. Birinin adı Vulcaan imiş. Son ad ise Murat Bardakçı'ymış. Adam bu duruma çok şaşırmış çünkü kendini pek de iyi bir insan olarak görmüyormuş. Doğrusu, gerçekte benim de çok iyi bir insan olarak gördüğüm pek söylenemez. VTR'den Bardakçı'nın geçmişiyle ilgili görüntüler yansıyormuş.
Daha sonra Bardakçı müzede dolaşmaya başlamış. Ortası galeri boşluğu, dar gezinti alanı bulunan müzede Bardakçı'nın dikkatini kapıların yanlarındaki plakalar çekmiş. Onları eleştiriyormuş. Bir plakaya geldiğinde hüngür hüngür ağlamaya başlamış. Kabartmalı duvarın üstündeki açık ahşap plaka parlıyormuş. Ona ağlıyormuş.. Gerçekte kendimi ağlamış hissettim fakat hiç gözyaşı dökmemişim.
Rüyanın olası kaynağına gelince.. Murat Bardakçı'nın niye bu kadar rüyama girdiğine dair hiçbir fikrim yok. Eskiden köşe yazılarını takip ederdim fakat uzun zamandır ne ekranda gördüm ne de herhangi bir yerde yazılarını okudum. Bir ara Lozan Anlaşmasıyla ilgili biriyle tartışacakken aklıma gelmişti ama pek sürmemişti.. Örnek insan konusu ise, akşamında izlediğim Singwa Hamgge adlı Güney Kore yapımı filmden kaynaklıydı.
Perşembe, Mart 08, 2018
8 Mart 2018
ADÜ'den eski arkadaşım Gülderen ile tekrar görüşmeye baslamışım rüyamda. 2. Sanayii'nin olduğu taraflarda bir kafede oturmuşuz. Onu en son hatırladığımdan daha güzel görünüyordu. Gözlüğünü bırakmış, siyah ağırlıklı bir makyaj yapmış ve az daha kilo vermiş. Bana yine de çekici gelmiyordu. Havadan sudan konuşup ben ondan önce kafeden ayrılmışım. Daha sonra vazgeçip geri dönerken onunla karşılaşmışım. Beni dubleks kattaki evine davet etmiş. Daire kapısının önünde siyah bir topuklu ayakkabı varmış. Evde ise hafif kilolu bir teyze karşılamış bizi. Sanki aramızı yapmaya çalışan çöpçatan teyzelerden birine benziyordu. Ben çocuk odasında Gülderen'i beklerken etrafta çocuk gereçleri vardı. Odaya onlu yaşlarda bir çocuk girip maket uçağını istemişti. Ben de karman çorman odadan uçağı bulup vermişim. Daha sonra öğrenmişim ki Gülderen'in eski eşi ölmüş mü, boşanmışlar mı ne, çocuğu bana itelemeye çalışıyorlarmş. Yani çocuğu gayri meşru olarak benden olduğunu iddia edecekmiş. Ben bu kandırmacaya önce bozulmuşum fakat onların da çok zengin olduklarını fark etmişim(gerçekte öyle olup olmadığını bilmiyorum). Bana Aydın Forum'daki bir kafenin işletmesini önermişler. Ben ise şu anda bulunduğumuz evin bir kısmını istemişim ek olarak. İlk başta kazançlı bir iş yaptığımı düşünmüşüm fakat sonra Gülderen'in Diyarbakırlı olduğunu hatırlayıp hafif bir korkuya kapılmışım.. Rüyanın diğer kısmında ise rıhtımda demir atmış bir gemiden denize balıklama atladığımı gördüm. Denizin epey derinine kadar çakılmışım ve yüzme bilmediğim için ölüm korkusuyla paniklemişim. Benim yüzme bilmediğimi bilen biri etrafa bunu söylemiş. Biri beni kurtarmak için suya atlamış.
Rüyanın muhtemel nedenlerine gelince.. Gülderen bundan bir ay kadar önce bana feysbuktan mesaj atmıştı nasılsın diye. Ben de korkunç bir diş/baş ağrısı çektiğim için pek sallamamıştım. Kız üniversitedeyken benden hoşlanıyor ve yazıyordu fakat bana itici geldiği için pek önemsemiyordum. O akşam yazdığında da hislerim şaşırmanın ötesinde değildi. Daire kapısının önündeki siyah ayakkabı ise dün CNN Türk haber sitesinde okuduğum MİT'in sanal müzesinde sergilenen ajan ayakkabısıydı.
Rüyanın muhtemel nedenlerine gelince.. Gülderen bundan bir ay kadar önce bana feysbuktan mesaj atmıştı nasılsın diye. Ben de korkunç bir diş/baş ağrısı çektiğim için pek sallamamıştım. Kız üniversitedeyken benden hoşlanıyor ve yazıyordu fakat bana itici geldiği için pek önemsemiyordum. O akşam yazdığında da hislerim şaşırmanın ötesinde değildi. Daire kapısının önündeki siyah ayakkabı ise dün CNN Türk haber sitesinde okuduğum MİT'in sanal müzesinde sergilenen ajan ayakkabısıydı.
Çarşamba, Mart 07, 2018
7 Mart 2018
Aile dostumuz Mehmet abilerin yanındaydım.
İncirliova'da Sevgi Yolunda en üst kattalarmış. Adres olmadan yalnızca
binalara bakarak onları bulmaya calışıyormuşum. Gezerken en son Sergül teyze
elindeki küçük bir çocuğu sallandirarak bana işaret etmiş tepeden. Girmişim yapıya. Binanın
asansörü dikey değil yatay eksende ileeliyormus. Terasa çıktığımda
şantiye halinde gördüm yapıyı. Onlar diğer bloktalarmış. Ben gittiğimde
benim yükseklik korkumla ilgili dalga geciyorlarmış. Muhtemelen rüyanın sebebi, birkaç gün önce yol üzerinde bir restoran aramamdı.
Cuma, Mart 02, 2018
1 Mart 2018
Muhtemelen ofiste çizdiğimiz binaların birinde, çatı katindaydim. Teras
olan yapıda yerler sentetik çimdi ve iki blokluydu. Diğer bloğun
arasında parapet duvar vardı ve rahatlıkla oraya gecilebiliyordu.
Yukseklik korkum, rüyanın ana temasıydı. Uzun zamandır görmediğim Orhan
eniştem de oradaydı. Bana neden korkuyorsun, diyordu. Açıklıyordum ama
adam pervasızca yürüyordu terasta. Yerlerin sentetik çim olmasını da so okuduğum Başlangıç kitabında Guggenheim Müzesi'ndeki büyük salondan kaynaklanıyordu büyük ihtimal. Çünkü orada da sentetik çimden yer vardı. Sonra eniştemin kızı İrem'i gördüm.
Calismayan makine dairesinde annemin ilaçlarını tutmaya çalışıyordu ve
ben onun elini ısırarak engellemeye çalışıyordum. İlginçti.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
8 Nisan 2026
İlk rüyada kamp alanına benzer bir yerdeydim. İnce, pestile de benzer kurumuş etleri kare şeklinde kesiyordum ve içinden korkunç yaratık...
-
70'li, 80'li yıllarda Metallica, konser vermek için arabalarıyla Afyon'a doğru yola çıktı. Dağlık bir alana vardıklarında ç...
-
Bir grup insanla Kuyucakta yaşlı bir akrabamın evine gidildi. Nispeten kalabalık bir topluluk tarafından karşılanıldı. Bayram ziyaretine...
-
ADÜ'den eski arkadaşım Gülderen ile tekrar görüşmeye baslamışım rüyamda. 2. Sanayii'nin olduğu taraflarda bir kafede oturmuşuz. Onu...