Pazartesi, Nisan 30, 2018

30 Nisan 2018

    Özel bir anaokulu/ilkokuldaydım. Basık bir bölgede bodrum kata benzettiğim bir yerde sınıf öğretmenliği yapıyordum. Dersliğe ilk girdiğimde çocukların neşeli halleri benim gelmemle birlikte yerini çocuksu somurtmaya bırakmıştı. Ben önce sabahın bu saatinde çocukların disiplinsiz olmasına kızmış ve sınıfı azarladım. Daha sonra günlük programın on saat olduğunu öğrenmiş ve çocuklara acıdım. Çocukların bu kadar sert bir eğitim sistemine maruz kalması beni sinirlendirdi.. Rüyanın bir bölümünde elime bir kağıt geldi ve kağıtta anaokulu öğretmeni olarak atandığım yazıyordu. Şaşırdım çünkü gerçekte çizim programlarının derslerini vermiş; diplomam dışında işlerde çalışmış olmama rağmen resmi öğretmenlik yapmamıştım. 'Yaptığım üçkağıtçılık' dedim.
    Rüyanın olası kaynaklarına gelince... Çok büyük ihtimal gündüz izlediğim bir Mehmet Demirkol videosu, rüyanın ana sebebiydi. Çünkü videoda sayın Demirkol Türk eğitim sistemiyle ilgili eleştiri yapıyor, Finlandiya eğitim sisteminden örnekler alınabileceğini söylüyordu.. Meslek problemi de daha önceden izlediğim Leonardo Di Caprio'nun oynadığı Catch Me If You Can filmindeki okul sahnesine benziyordu.

Cumartesi, Nisan 28, 2018

28 Nisan 2017

    Karanlık bir ortamdaydım. Bizim evin mutfağının dış kapısında minik bir kedi vardı. Yavru kedi gibi fakat daha küçük görünüyordu. Kapıyla onu dışarı sürüklemeye çalışıyordum.
   Aynı gece, yatak odasında iki kişi uyuyordu. Biri bir kenarda diğeri önür kenardaki kanepede. Arka bahçeye bakan duvardaki pencereye kocaman bir vantilatör konmuş; dışarı doğru üflüyordu. Sonra diğer tarafta uyuyan adam kaçırıldı. Hintliye benzettiğim kurban, uyandığında üstündeki tulumu korku dolu gözlerle çıkarmaya çalışıyordu. Sanki kozasından çıkmaya çalışan kelebek gibi. Sonra kilolu bir adam hiçbir şey olmamış gibi matkap gibi bir şeyle adamın alnını deldi. (Bunu daha önce yaptığını görmüştüm) Deldikten sonra arkasını dönüp kustu. Çığlık atan adama acır şekilde baktı. Adamın iki kulağından kablo gibi bir şey çıktı. Havada süzülerek elektrik fincanlarına yahut vida ucuna benzeyen bir şeyin etrafına sarıldı. Adam iki elektrik fincanının arasında kalmış görünüyordu. Bir deney olduğu barizdi... Bu rüyayı gördükten sonra korkuyla uyandım.
    Kalkıp kafamı dağıttıktan sonra tekrar uyuduğumda farklı bir rüya gördüm. Bu rüyada İncirliova'da sarı otobüsleri bekliyordum. Gelen sarı otobüse bindiğimde ilçe minibüslerine benzediğini gördüm. Adama 1 TL uzattığımda garip baktı. Sonra yirmilik uzattım ve para üstümü verdi. Beni Mimar Sinan mahallesindeki bir yerde indirdi. Oradan başka bir minibüse bindiğimde arka sırada eski lise hocamı gördüm.

    Normalde bu gece korkunç rüyadan önce birkaç tane daha rüya görmüştüm fakat onları hiç hatırlayamadım. Rüyaların olası kaynaklarına gelince... Vantilatör, benim odamdaki küçük masa vantilatörünün büyük haliydi. Gün içinde masa vantilatörlerine kısa süre göz atmıştım. Kediyi kapı önüne koyma konusunda çağrışım yapacak tek şey, gün içinde işyerine giren yaralı bir kediyi küçük bir 'pist' ile dışarıya yönlendirmem olabilir. Ancak diğerlerinin neden rüyada yer aldığını bilmiyorum. Çağrışım yapacak hiçbir şey yok çünkü.

Pazartesi, Nisan 09, 2018

9 Nisan 2018

    Çalıştığım işyeri Kozdibi tarafında bir caminin yanındaki kahvehaneye yakın bir yerdeydi. Soğukkuyu tarafında bir sanayi dükkanına gidip Funda hanımın seçimdeki rakibi olmak için tezgah kurmaya kalkışıyormuşum. Bıyıklı bir adam paravan olarak seçime girecekmiş. Aynı dükkan dişçiymiş ve lazerle diş tedavisi yapıyormuş. Ben dişçiye fazlasıyla güvendim. Bana soldaki iki dişimin sorunlu olduğunu ve ileride çekilebilir olduğunu söyledi. Ben hiçbir şey olmamış gibi oradan ayrılıp kütüphane sokağından işyerine giderken bir dişim ağzımda oynarken söküldü ve haliyle ağzım kan oldu. Elimle ağzımı kapatarak işyerine gittim. Düşen dişimi elimde baktığımda uzun, insan dişine benzemeyen bir düş olduğunu fark ettim. Eski çalıştığım işyerindeki Özlem hanım, rüyadaki işyerinde çalışıyordu. Bana ,Pınar hanıma ne zaman gitmeyecek misin, diye sordu. Ben gitmeden önce aynaya baktığımda sol tarafataki dişimin söküldüğünü ve ağzımı hafif açtığımda boşluğu görüp şok oldum.
    Rüyanın kaynağı, gün içerisinde dişle ilgili işlemler yaptıracak olmamdı. Sabah röntgen sonucunu alıp iş çıkışı çene cerrahına gösterecektim. Rüyada sökülen diş, işlem yapılacak dişimdi. İkinci diş de o taraftaki yirmilik dişti muhtemelen. İşyerinin neden kozdibi tarafında olduğuna dair net bir açıklamam yok.

    Rüya ile ilgili önemli güncelleme: Rüyanın gerçekleştiği günün sabahında diş fakültesinden panoramik diş kaydını alıp iş çıkışı tanımadığım çene cerrahı diş hekimine gittim. Diş hekimi bilgisayardan röntgeni gösterip 'dişin mutlaka çekilmesi gerek' dedi! Asıl diş doktorum çene cerrahına apikal enjeksiyon yapılması için yönlendirdiği için diş çekimini aklımın ucundan bile geçirmemiştim. Yani dişin ömrünü uzatmak için yapılması gereken ek bir işlemdi benim ve diş doktorumun gözünde.
   Duyduklarıma şaşırıp rüyamdaki güzergahta(kütüphane caddesi) ilerleyip soluğu diş doktorumda aldım. Pınar hanım, çekmeyelim; haftaya bir bakalım dedi ve sen ne istiyorsun diye ekledi. Ben de çene cerrahının kendinden emin sözlerine karşın kurtarmak için uğraşalım dedim. Bir hafta sonra(13 Nisan) yanına tekrar gittim. Dişime ayrıntılı biçimde bakan doktor hanım, çekmeye gerek duymadan dişi kurtarabiliriz dedi. Yani rüyadan etkilenip devam etme kararı almış ve diş doktorum da iyi ki çekmemişiz dedi!
   Özetle, rüyadan etkilenip sıcağı sıcağına soluğu Pınar hanımın yanında almam benim dişimi kurtardı desem yanlış olmazdı.

Cumartesi, Nisan 07, 2018

Blog hakkında

    Merhaba. Bloglarla ilgili küçük bir bilgilendirme, açıklama yapmak istiyorum. Öncelikle bu paylaşımları neden ve kimin için yaptığımdan söz edeyim. Ana başlıkta da belirttiğim gibi, blogun asıl amacı ilham vermek. Bir hikayeye, romana yahut metne katkı sağlamak için yayınlıyorum bunları. Çünkü bazen yazarken, fikir üretirken kilitlendiğiniz yerler oluyor. Standart metinler ve kurgulanmış absürt hikayeler kilidi açmanıza yardım edemiyor. Bu noktada daha farklı, gerçekten doğal bir saçmalık barındıran şeylere ihtiyaç duyabiliyorsunuz. Kuraldışı gerçekleşen ve önünü alamadığınız nadir şeylerden biri rüyalardır. Kontrol edemezsiniz. Ne zaman, hangi konularla ilgili göreceğinize dair hiçbir tutarlı fikir üretemezsiniz. Takıntı haline getirmezseniz dünyanın en ilginç durumlarından biridir, bana göre eğlencelidir.
    Blog olarak paylaşmama neden olan şey ise, bundan yıllar önce gördüğüm bir rüyayı hızlıca cep telefonuma hatıralar tazeyken kaydedip o zamanki rüyanın ana kahramanına sabahın altısında SMS olarak göndermemdi. Sabah mahmurluğuyla yazdığım metni daha sonra okuduğumda bana büyük bir ilham kaynağı oldu ve keyifle yazdığım bir hikayenin temasını oluşturdu.
   Şu sıralar düzenlemeler yaptığım romanda da kilitlendiğim yerler oldu ve saçma şeyler okuyarak ve bu kilidi açabileceğimi düşünerek, geçmişteki deneyimle hatırladığım rüyaların faydalı olabileceğini düşündüm. Peki gerçekten işe yaradı mı? Sayılabilir. Bakış açısını genişlettiğini ve yeni küçük fikirler yarattığını söyleyebilirim.
    Son olarak, bu blogun oluşturulma aşamasından söz ederek yazıyı sonlandırıyorum. Görülen her hatırlanabilir rüyadan hemen sonra yanımdaki cep telefonuna gördüklerimin özetini yazarım. 'Mehmet'i elinde çantayla gördüm, Dilek ile sohbet ediyorlardı. Mehmet çantasından bıçağını çıkardı ve kıza sapladı.' Gibi tamamıyla anahatları kısa kısa yazarım. Sonra uygun olduğum bir zamanda bilgisayar başında blogger'da temize geçirir ve yayınlarım. Rüya yazıya geçirildiğinde çok rahat hatırlanabilir hale geliyor. Detaylar birer birer ayyuka çıkıyor. Mehmet'in çantasının hangi model olduğu, hangi odada olayı gerçekleştirdiği ve hatta odadaki süs bitkileri bile yazılı halde görünce zihinde hızla birleşiyor ve resmen bir film izlemiş hissine kapılıyorsunuz.
    

7 Nisan 2018

    Çok katlı bir yapıdaydım. Yapının çatı katında bir grup denetçi, çatının terasının bir kısmına duvar çekilmesini söylüyordu. Ben de onları dinledikten sonra diğer terasına geçmişim. Orada işçiler yere ve metal bir yüzeye likit membran uyguluyorlardı.
    Rüyanın diğer kısmında kıyametvari bir saldırı gerçekleşiyordu. herkes bir yerlere kaçışıyordu. O bölümü tam hatırlamıyorum fakat rüyanın başka bir bölümünde onunla ilişkili şeyler gördüm. Onlardan ilki muhtemelen son çıktığım Betül'dü. Onunla birlikte olduğumu bir yerde belirtmişim. Belirtmeden önce iki kızla muhabbet halindeydim. Birisi üniversite döneminden Zuhal'di. Diğerini net hatırladığımı söyleyemem. Ancak temiz, küçük ve tatlı bir yüzü vardı. Benim Betül'le birlikte olduğumu anladıktan sonra ikisi de benimle iletişimini kesmişti. Özellikle ikinci kız ilgimi çekmişti. Bir yerde tekrar görmüş ve feysbuktan tekrar eklemiştim.
   Rüyanın bir öncekiyle ilintili bölümünde bodrum katta tadilata benzer bir şeyler yapılıyordu. Büyük mutfağın zemini kaldırılıp içine hortumla zift dökülüyordu. Patronum olan Funda Hanım'a benzettiğim bir kadın insanları azarlıyordu. Zift hortumu parça parça ve birleşik değilmiş. Ben ek noktasından tutuyordum fakat petrol akışına bezettiğim zift akışı birleşim yerinden de taşıyordu.
   Aynı gece gördüğüm bir başka rüyada ise yine çatı katındaydım. Bir bina ötede iki sevgili ciddi bir kavga içindeydi ve haber kamerası kavgaya odaklanmıştı. Adamın üstü açıktı ve kadına şiddet uygularken ikilinin tamamı buzlanmıştı. Ben de internet tarayıcısından buzlanan görüntüyü gösteren bir eklenti indirip kullandım. Görüntüde adam kadını aşağı itmeye çalışıyordu. Buzlanacak raddede bir görüntü değildi. Aynı uygulamayla diğer görüntülere de bakıyordum. Rüyanın bu bölümüyle ilintili kısmında ise aynı ikili yine bir terasta cam korkulukları parçalayarak kavga ediyorlardı ve cam parçaları yere düşüyordu. Yükseklik korkum olduğundan benim için özellikle dehşetengiz geliyordu.

    Rüyaların muhtemel kaynaklarına gelince... Çatı katında neden bu kadar durduğuma dair net bir şey söyleyemem. Yakın zamanda hiç çatı katında bulunmadım. Yahut onu andıracak bir şeyle karşılaşmadım, düşünmedim.. Betül'ü görme nedenim, dün gün içerisinde sıkça onu düşündüğüm içindi. Kısa birliktelik kısmı da onunla çok kısa sürede çıktığım içindi. Eskiden neredeyse birlikte olacak olduğum Zuhal ise zamanında beni feysbuktan silip engellemişti. Feysbuk konusunda tek mantıklı açıklama oydu fakat yakın zamanda Zuhal'i andıracak bir şeyle karşılaşmamıştım. Diğer kızı net tanımlayamasam da, dans gecesinde gördüğüm hemşireye benzetebilirim. Ancak gördüğüm yüz yine de çok farklıydı.. Ziftin kaynağını bilmemekle birlikte, azarlayan kişinin Funda hanım ile onun arkadaşı Fatma ablanın karışımından olduğunu söyleyebilirim.

8 Nisan 2026

    İlk rüyada kamp alanına benzer bir yerdeydim. İnce, pestile de benzer kurumuş etleri kare şeklinde kesiyordum ve içinden korkunç yaratık...