Salı, Eylül 29, 2020

29 Eylül 2020

    Akşam saatlerinde, kentten uzakta imalathanelerin olduğu bir yerleşim yerini gördüm. İki erkek, olasılıkla kardeş yahut yakın arkadaş, bir istiladan kaçıyordu. kaçarken de uzun boylu, siyah tül elbiseli bir kadın onları takip ediyordu. İki oğlan kadına ok fırlattı fakat isabet eden ok bir işe yaramadı. İkili kaçmaya devam etti ve sığınak gibi bir yere ulaştı. Orada onlar gibi istiladan kaçan insanlar vardı. Mağaradan çok, hapis hücresine benziyordu bu yer ve Fenerbahçeli Alex'in istilacılar tarafından ısırıldığını gördüm. Sığınaktan da kaçış yoktu.

    Diğer rüyada şişman bir oğlan ile ince bir adam gördüm. İkisi de olasılıkla 20'li yaşlardaydı. İkisi de birkaç katlı evin çatısındaydılar. Şişman olan çocuk kiremitleri takıyorken diğeri onu dikkatle izliyordu. Çatının küçük bir kısmı bitmişken beyaz renk bir kiremit dengeleyiciye benzer bir çubuk göründü. Çatı aşıklarına benzeyen çubuk, kiremitleri belli hizada tutmaya, sayımlarını kolaylaştırmaya yarıyordu. En azından öyle görünüyordu. Uzun boylu oğlan, makasa benzer bir alet ile çatının kenarlarına işlem uyguladı ve kiremitlerin fazlalıkları düzeldi, oturmayan birleşim yerleri oturdu ve eğimi doğrulandı. Bahçe makasına benzer, metal renk alet çok ilginçti. Şişman çocuk, biraz böbürlenerek yaptığı işin takdir edilmesini bekledi fakat uzun boylu çocuk işin daha başında olduklarını ve çok büyük bir alanın daha kaldığını söyledi. Bu sırada çatıyı tepeden gördüm. Dört yahut beş yöne eğimli çatının anca beşte biri bitmişti. Biraz daha yukarıdan gördüm ve birden fazla blok olduğunu gördüm. Gerçekten de işin daha başındaydılar. Uzun boylu çocuk, azarlarcasına 'ben yüksekten korkmama rağmen buradayım' gibi laflar sarf etti. Diğeri hırs yaptı ve çatının kenarlarını bir şeyle düzeltmeye koyuldu. Çok, çok hırslıydı ve yumruğuyla düzeltmeye, açı vermeye çalışıyordu. 


    Rüyaların olası kaynaklarına gelince... Kaynak belirtmek pek olası değil çünkü gerçekle ilişkili bir şey hatırlayamıyorum. Yalnızca çatıdaki uzun boylu çocuğun yükseklik korkusunun benimle birebir bağlantılı olabileceğini düşünüyorum çünkü en büyük korkularımdan biri yükseklik ve rüyada bile çatının kenarında çok korkmuştum. Diğer ayrıntılarla ilgili bir şey söylemem olası değil.

Pazartesi, Eylül 21, 2020

21 Eylül 2020

     İsveç'e benzer bir İskandinav ülkesindeydim. Karanlık bir hapishaneden çıkmış, kapalı pazar yerine benzer bir yerde kutlama yapıyordum. Zemin renkli, parlak taşla kaplıydı ve yukarı doğru çıkan yolda birilerine öncülük yapıyordum. Daha sonra bir şey oldu ve fikir ayrılığına düştük. Köşede bir yerde, somurtarak oturdum. Biraz acınası bir halim vardı. Sonra eve gittim. Sabah olduğunda oradaki kalabalığın çekildiği fotoğrafları gördüm ve akşamı erken bitirdiğim için derin pişmanlık duydum çünkü fotoğraflar göz alıcıydı. Travertenlere benzer bir yer vardı örneğin. Gün doğumuna yakın bir vakitte koskoca yeşillik, dağlık bir yerden harika bir manzara vardı. Özellikle sarının görmeye alışık olmadığım tonları çok güzeldi. Sonra bir fotoğraf gördüm. Fotoğrafta arka planda koskocaman bulutlar, füzelere benzer havai fişeklerle ilginç bir şekilde uyumlu görünüyordu. İyi bir fotoğraftı.

    Rüyanın olası kaynaklarına gelince... Taş zemindeki yol, Kuşadası'ndaki üstü şemsiyeli yola(adını hatırlayamadım) ve Aydın'da sarraflar yolundaki tepeye doğru çıkan yola benziyordu. Diğer öğelerin neye benzediği konusunda bir şey yazmam olası değil.

19 Eylül 2020

     Bir dağ geçidindeydim. etrafımda yüzlerce insan, ikili üçlü gruplar halinde uzun kuyruklar oluşturmuşlardı. Kıyafetlerine bakılacak olursa PKK'lı teröristlere benziyorlardı. Şalvar renkleri, puşuları ve silahlarıyla birlikte. Ben şaşkınlık içerisinde geçitte ilerledim ve çitte geçidi kontrol eden Türk askerlerine rastladım. Hava kararmıştı ve insanlar sabırla, telaşsız bekliyorlardı sanki ekmek kuyruğundaymış gibi. Kuyrukta yeni kayıt yaptıracak Türk askerleri de vardı. Askerlerin silahları vardı ve sanırım silahları kontrol ettirmek ve kayıt yaptırmak için sıradaydılar, PKK'lılar ise af gibi bir şey için. Aynı sırada olmalarına şaşırdım. Bana sordular niçin orada olduğumu, bir numara gösterdim ve geçtim. Gerisini hatırlamıyorum.

    Sonraki rüyada ise iki Amerikan askeri, bir kentin merkez yerlerinden birinde Çinlileri takip ediyordu. Biri diğerine 'Bunları yakaladıktan sonra her nasılsa salınacaklar' gibi bir cümle kullandı. Zannedersem bu suçlular birileri tarafından korunuyor ve birçok zaman serbest bırakılıyordu. İkili hapsedilmiş esirlerinden birinin hücresine gitmeye karar verdi. Barakaya benzer 2 kişilik hapishaneye girdiklerinde, önce elektriğin kesildiğini fark ettiler. İşkenceyi elektrikle yapmayı düşündükleri için bu durumdan rahatsız oldular fakat devam ettiklerinde 2 esirin hücrelerinde olmadığını ve kendilerine tuzak kurulduğunu anladılar. Çinlilerden biri hızla mızrağını adamın göğsüne mıhladı ve Amerikalı oracıkta öldü. Diğerinin peşine düştü fakat bu sırada kendimi üçüncü şahıs gibi gördüm ve olayın birebir içinde olmadığıma sevindim. 


    Rüyaların olası kaynaklarına gelince... Aslında bu rüyayı gerçekle ilişkilendirebileceğim pek az şey var. Bunlardan biri izlediğim 'Kingdom' adlı Kore dizisi. Diziyi ilk başta Çin dizisine benzetmiştim keza Korelilerden farkını ayırt etmekte zorlanıyorum. Oradaki birkaç sahne bu nedenle rüyama girmiş olabilir.

8 Nisan 2026

    İlk rüyada kamp alanına benzer bir yerdeydim. İnce, pestile de benzer kurumuş etleri kare şeklinde kesiyordum ve içinden korkunç yaratık...